Ege, Akdeniz ve İç
Anadolu Bölgelerinin kesiştiği Göller
Bölgesi denilen noktada yer alan Isparta
ili, Eğirdir, Kovada ve Gölcük gölleri,
Kovada ve Kızıldağ Milli Parkları ile
zengin bir fauna ve floraya sahiptir.
İnanç Turizminin
merkezi Yalvaç ilçesi Anadolunun kültür
zenginliğini tüm ihtişamı ile
yansıtmaktadır.
Kayak Merkezinin
yeraldığı Davraz Dağı, doğa yürüyüşü ve
nehir sporlarına elverişli kanyonlar,
mağaralar ve dağları ile pek çok doğa
sporlarının yapıldığı merkezdir.
Isparta'nın turizm
kapısı Eğirdir, alternatif turizm
cennetidir. Dağcılık, trekking,
rüzgarsörfü, yamaç paraşütü, kampçılık
turizm çeşitlerinden birkaçıdır.
Kültür: Baris Antik Kenti; Merkez
ilçede, şimdiki Karaağaç Mahallesinin
bulunduğu yerde Baris Antik kentinin
bulunduğu söylenmektedir. Bu yörede
yapılan bazı temel kazılarında çıkan
eserler arasında M.Ö. 3.yy a ait
sikkeler bulunmaktadır. Barisin
Helenistik çağdan itibaren Roma Dönemi
sonuna kadar sikke basan bir kent olduğu
bilinmektedir. Antik kentin Gölcük
Gölünün taşması sonucu toprak altında
kaldığı sanılmaktadır. Minassos Antik
Kenti; Kent hakkında kesin bir bilgi
yoktur. Ancak Minasın denilen Minas Çayı
civarında olduğu sanılmaktadır. İçme
suyu ile ünlü Minassos tan Bayatta
bulunan Sidera Antik Kentine su
götürüldüğü su kanalı kalıntılarından
anlaşılmaktadır. Minasın mevkiinde
kentin duvar kalıntıları, Roma dönemine
tarihlendirilen seramik parçaları
vardır. Sikkelerde Minassos ve Adrana
yazılarına rastlanmıştır. Kapıkaya Antik
Kenti; Merkez Güneyce Köyünde Kapı Kaya
mevkiinde kalıntılar üzerinde kesin bir
yazıt olmamakla birlikte şehrin
Hellenistik dönemden kaldığı kesindir.
Şehirden bazı duvar kalıntıları ile
mimari bloklar görülmektedir. Aliköy
Höyük; Ispartanın 8Km batısında
Harımarkası mevkiindedir. 150x100 m.
Boyutlarında 7 m. Yüksekliğindedir.
Höyükte ilk tunç çağı ve kalkolitik çağ
yerleşmesi vardır. Kanlı Höyük;
Ispartanın 7Km. doğusunda
Isparta-Eğirdir asfaltının 25m.
güneyindedir. 15x25m. Boyutlarında,
yüksekliği 2m. kadardır. Erken ve geç
Kalkolitik ile ilk tunç çağı yerleşmesi
mevcuttur.
Kutlubey Camii (Ulu Camii): Kutlubey
Camii, I. Murat zamanında Hamid iline
tayin olan Kutlubey tarafından
yaptırılmıştır. Bir çok kez tamir ve
eklemelerle orijinalliği oldukça
kaybolmuştur. Vakfiyesindeki kayıtlara
göre M.S. 1488(H.884) tarihinde
yaptırılmış olduğu anlaşılmaktadır.
Firdevs Paşa Camii
(Mimar Sinan Camii): Isparta Valisi
Firdevs Bey tarafından 1561 yılında
Mimar Sinan stilinde inşa ettirilmiştir.
5 kubbeli son cemaat mahalli geniş
merkezi kubbesi dikkati çeker. Sütun
başlıklarıyla kemer ve kubbelerinde
devrinin mimari özelliklerini görmek
mümkündür.
Hızırbey Camii:
Keçeci Mahallesinde bulunan camii
Ispartada hüküm süren Hamidoğullarından
Dündar Beyin kardeşi Hızırbey tarafından
1312 yılında yaptırılmıştır.
İplik Camii (Hacı
Abdi Camii): Halk arasında İplikçi Camii
diye anılan bu yapı 1554 yılında
Ispartalı zenginlerden Hacı Abdi Ağa
tarafından yaptırılmıştır. Sadrazam
Halil Hamit Paşa tarafından 1781 yılında
genişletilmiştir.
Kavaklı
Camii: 1782 yılında Abdi Paşanın
yardımı ile o zamanki Isparta Valisi
tarafından yaptırılmıştır. Bu cami
içindeki bitkisel dekorlu Kütahya
çinileri ile dikkati çeker.
Pir efendi Sultan (Piri Mehmet Halife):
Türbesi; Ispartanın Namazgah yöresinde,
şimdiki Halı Sarayı-Sümerbank
karşısındaki yerde bulunan türbe
yerinden kaldırılıp eski mezarlığa
nakledilmiş özel türbe yaptırılarak
gömülmüştür. Hakkında pek çok rivayet
bulunan Pirefendi Sultan 1554 senesinde
vefat etmiştir.
Halife
SultanTürbesi: Şehrin dışında türbesi olan Halife Sultan Feraiz Şarihi
(Miras Payları açıklayıcısı) olarak ün
yapmıştır. Seydi Halifedir Kerametler
gösterdiği söylenmektedir.
Şeyh
AlaaddinEfendiTürbesi (Aldan
Efendi-Aldan Dede); Ispartanın Gülcü
mahallesinde Binti Emir Kabristanı
içinde bulunur. Erdebili tarikatından
Seydi Halifenin halefidir. Gökveli
Sultan Türbesi (Şeyh Recep); Harabizade
veya Çukurcuzade Medrese diye anılan,
Abdi Paşa (Kavaklı) Camii bitişiğindeki
Medrese içinde gömülü olan Gökveli
Sultan veya Şeyh Sultan veya Şeyh Recep
Efendi, İslâmlığın Anadoluya yayılmaya
başladığı sıralarda Horasandan
gelmiştir. Bir çok kerametleri olduğu
söylenir.
Hace-i
Sultan (AbdülkadirGeylani):
Isparta'nın Hisarefendi Mahallesinde,
delikli taş yanında Uyaoğlu Tekkesi adı
ile anılan yerdir.
Sıtma Dedesi Türbesi: Pirimehmet
Halifenin Darüşşifası civarında sokak
içinde bulunmaktadır.
Hızır Abdal Sultan Türbesi: Tekke
Mahallesinde ve kendi adıyla anılan
yerde gömülüdür. Yılankıran Çeşmesi; İl
Merkezindeki tek Selçuklu eseri olup İsa
oğlu Muhammet isminde bir hayırsever
tarafından 1135 yılında yaptırılmıştır.
Arapça ve Farsça kitabesi Isparta
Müzesinde sergilenmektedir
Karbuz Çeşmesi: Halil Hamit Paşa
tarafından 1768 yılında yaptırılmıştır.
Mimar Sinan Camisi kapısındaki yerinden
bugünkü yerine nakledilmiştir.
Keçeci Hamamı: Isparta'da hüküm
süren Hamitoğullarından Dündar Beyin
kardeşi Hızır Bey tarafından Keçeci
Mahallesinde 1284 yılında
yaptırılmıştır.
Yeni Hamam: İplik Camiinin sol
tarafındadır. 1691 tarihinde Yeniçeri
Ağalarından Savlı Dalboyunoğlu Ahmet
tarafından yaptırılmıştır.
Isparta Müzesi: Müze 8 Mart 1985
tarihinde hizmete açılmış olup
etnografik ağır basan bir müzedir.
Müzede 4 teşhir salonu vardır. 1.salonda
yörenin arkeolojik eserleri ve sikkeler,
2.salonda etnografik malzemeler,
3.salonda Yörük malzemeleri, 4.salonda
halılar bulunmaktadır.
Halil Hamit Paşa İl Halk Kütüphanesi:
Sadrazam Halil Hamit Paşa tarafından
1783 yılında Hacı Abdi Camisine ilave
olarak kurulmuştur. Yeni binasına 1969
yılında taşınmıştır. 3 okuma salonu 1
kitap deposu vardır, ayrıca 1 de gezici
kütüphaneye sahiptir. 1996 yılı sonu
itibariyle 41554 adet kitap kolleksiyonu
mevcuttur.
Eski Isparta Evleri(Damgacı Sokak):
Merkez ilçede sivil mimarlık örneği
olarak 58 tescilli konut vardır. Bunlar
19.yy.mimarı tarzında yapılmış iki katlı
kargir yapılardır. Bu binalarda, ortada
bir salon yanlarda odalar bulunmaktadır.
Tavanlar ahşaptır. Duvarlar bağdadi
tarzda yapılmış, çatılar ahşap ve
alaturka kiremitle kaplıdır.
Firdevs Bey Bedesteni: Firdevs Bey
Camiine gelir sağlamak için Mutasarrıf
Vali Firdevs Bey tarafından 1561 yılında
yaptırılmıştır. Bedestenin kuzey-güney
doğrultusunda iki kapısı vardır.
Bedesten bugün kapalı çarşı olarak
kullanılmaktadır.
Doğal
Değerler:
Gölcük Gölü (Tabiat
Parkı): Merkez ilçenin güneybatısındaki
Hisarptepe de yer alan ve çevresi yeni
yetiştirilmiş ağaçlarla kaplı bir krater
gölü olan Gölcük ile 12 Km.
uzaklıktadır. Asfalt bir yolla ulaşım
olanağı bulunur. Gölün etrafı 150-300
m.yi bulan volkanik küllü tepelerle
çevrilidir. Daireyi andıran gölün çapı
1500m. Derinliğinde yer yer 32 metreyi
bulur. Göl kıyısında piknik için tüm
altyapı tesisleri mevcuttur. Bir de
gazino binası bulunmaktadır.
Ayazmana
Mesireliği: Ayazmana mesire yeri
Merkez ilçenin 2 Km. güneydoğusunda olup
ilçeye asfalt bir yolla bağlıdır. Soğuk
suları ile ünlü olan dinlenme yeri
kestane ağaçlarıyla kaplıdır. Piknik
için tüm altyapı düzenlemeleri
yapılmıştır.
Milas
Mesireliği: Merkez ilçeye 10 Km.lik
bir asfalt yolla bağlı olan mesirelik
soğuk suları ve doğal güzellikleri ile
ünlüdür. Mesire yerinde tüm altyapılar,
bir de havuz bulunmaktadır.
Kirazlıdere
Mesireliği: Hisartepe yamaçlarında,
Ispartayı kuşbakışı gören, etrafı bağ ve
bahçelerle kaplı ve birde gazinosu
bulunan bir dinlenme yeridir. Özellikle
yaz aylarında seyir ve serinlik
bakımından oldukça rahatlatıcı bir
konuma sahiptir.
Davras
DağıKışSporları
TurizmMerkezi: 17.02.1995 tarihinde Bakanlar Kurulu Kararıyla Turizm
Merkezi ilan edilen bu yerin yol, su,
elektrik gibi altyapı çalışmaları
tamamlanmış, bir de mülkiyeti il özel
idaresine ait Kayakevi yapılmıştır.
Mekanik tesislerinde 1997 yıllında
tamamlanması beklenen turizm merkezinin
kayak sporunun her türlüsünü yapmaya
olanak sağlayan fiziki yapısıyla büyük
bir kayak merkezi olmaya adaydır.
İLÇELER:
Isparta ilinin ilçeleri; Aksu,
Atabey, Eğirdir, Gelendost, Gönen,
Keçiborlu, Senirkent, Sütçüler,
Şarkikaraağaç, Uluborlu,Yalvaç ve
Yenişarbademli'dir.
Aksu: Yaklaşık 1200 metre rakımında
bulunan Aksu İlçesi, eski adı olan
Anamas’ı, ilçe coğrafyasına hakim 2388 m
yüksekliğindeki Anamas Dağından
almaktadır.
Aksu ilçesinin
yeraldığı yörede yapılan kazılarda, ilk
çağlardan beri iskana açık olduğu
görülmektedir. Yörede, Helenistik çağa
ait M.Ö.2. ve 1. Yüzyıldan kalma
sikkelere rastlanmaktadır. Yapılan
araştırmalardan, Aksu Vadisi ve Anamas
yaylaları arasındaki ulaşım zorluklarına
rağmen, civarındaki bazı köylerde 16.
yüzyıldan beri Pazar kurulmakta olduğu
ve bu yörede yoğun bir Yörük nüfusun
yaşadığı anlaşılmaktadır. Cumhuriyet
döneminde, Eğirdir'e bağlı bir bucak
olarak Yenice adı altında idari konumunu
sürdüren Aksu, 26.8.1988 tarihinde ilçe
statüsüne kavuşmuştur.
Aksu ilçesi
sınırları içindeki en önemli tarihi
kalıntılar: Timbriada, Tynada,
Eurymendon Kutsal Alanı ve Roma Köprüsü
dür. Yörede turistik önemi olan Sorgon
ve Zindan Mağaraları ile Sorgun yaylası
Aksu İlçe sınırları içinde
bulunmaktadır.
Atabey: Atabey İlçesi kuzeyden
Senirkent ve Uluborlu, Batıdan Gönen,
güneyden merkez ilçe Isparta, doğudan da
Eğirdir ilçeleri ile çevrilidir. İlçenin
kuzeyini ve batısını Barla Dağı ve
uzantıları bulunmaktadır.
Selçuklular
döneminde bilinçli bir şekilde
kervansaray ağıyla donatılan
Konya-Antalya güzergahındaki
yerleşmelerinden birisi olan (Atabey)
önem verildiği, Ertokuş tarafından
burada 1224 yılında inşa ettirilen
medreseden anlaşılmaktadır. 13. yy.
başında tamamen Türkleşen bölgede,
önemli bir yerleşim merkezi olarak
beliren Atabay’ deki medrese Osmanlı
devleti eğitim sistemi içinde de
fonksiyonunu devam ettirmiştir. Atabey’
in 1478,1501, ve 1568 tarihlerindeki
kayıtlara göre, Eğirdir ’e bağlı bir
nahiye olduğu yazılıdır.
İlçe sınırları
içinde bulunan başlıca tarihi ve
kültürel varlıklar, Harmanören (Göndürle)
de meydana çıkartılan 41 Küp Mezarlar,
Sidera Bayat Harabeleri, Ertokuş
Medresesi, Sinan Camiidir. (18) Atabey
ilçesine bağlı olarak, İslamköy Kasabası
yanında 4 adette köy yerleşimi
bulunmaktadır. Atabey ilçe merkezi
Isparta’ya 23 km uzaklıkta olup,
çoğunluğu çift yol olmak üzere asfalt
yol ile bağlıdır.
Eğirdir:
Eğirdir Destinasyonu
Gelendost: Gelendost ilçesi, Isparta
il merkezinin kuzeyinde, Eğirdir Gölünün
10 km içerisinde kurulmuştur. Gelendos
ilçesi, ilk çağlardan beri, Pisidya
Ülkesi adı verilen Göller Bölgesinin en
eski kültür merkezlerinden birisidir.
M.Ö. 3500 yıllarında “Mirya veya Miryo”
adı ile Hititlerin bir kolu olan
Anamurla Miryalılar tarafından
kurulmuştur. M.Ö. 547 yıllarında bu
topraklar Pisidyalıları yenen Pers’
lerin egemenliğine geçmiştir. 17 Eylül
1176 yılında yapılan ve bir kısmı da
Gelendost Ovasında geçen Miryakefalon
Savaşını Türklerin kazanması ile
Selçuklu topraklarına katılmıştır.
Gelendost daha sonra Hamidoğulları
Beyliğinin egemenliği altına girmiştir.
Gelendost, tarihi
boyunca Ablada, Sabinae, Myrion, Miryona,
Miryo, Myriokafalon, Gelende-Abad,
Gelendoz adları ile anılmıştır. 16.
yüzyılda Afşar nahiyesine bağlı olan
Gelendost, Cumhuriyet döneminde 1930
yılında Afşar’ın yerine nahiye olmuştur.
Daha sonrada 6.3.1954 tarih ve 6324
sayılı kanun ile de ilçe olmuştur.
Gelendost, Isparta-Konya karayolu
üzerindedir. Isparta’ya 80 km
uzaklıktadır. İlçenin tüm kasaba ve
köyleri ile ulaşım olanakları her mevsim
vardır. İlçede halk ağırlıklı olarak
tarımla uğraşmaktadır. Elmacılık en
önemli uğraş koludur.
Gelendost ilçe
merkezinde bulunan tarihi iki cami ile
Yeşilköy sınırları içinde bulunan
Ertokuş Kervansarayı ilçenin en önemli
kültür yapılarıdır.
Gönen: Isparta İl Merkezine 24 km
uzaklıklığında, Isparta-Burdur
karayoluna 5 km uzaklığındaki Gönen’in
tarihi M.Ö. 3-4 yüzyıla kadar dayanır.
Tarih boyunca Kaue, Kawaena, Colonia,
julia, Augusta, Pia, Fida, Comama,
Yuztinianopolis, Gonana, Konana, Könan
ve Gönen adları ile anılmıştır. Roma
İmparatorluğu Augustos’ un Pisidia adı
verilen bölgede kurulduğu dört şehirden
birisidir. Araştırmalara göre yörede ilk
yerleşim birimi Yuvaca, şimdiki yayla
adıyla bilinen yerdir. Buraya ilk
gelenler Yüreçi göçerleridir.
İlçe zamanla
Selçukluların ve daha sonra da
Hamitoğulları Beyliği’nin egemenliği
altında bulunmuştur. Hamitoğlu Hüseyin
Bey, topraklarının büyük bir bölümünü
Osmanlı Sultanı I. Murat ‘a satmıştır .
30 Aralık 1992 tarihinde yapılan
düzenleme sonucunda, İğdecik. Gölbaşı,
Koçtepe ve Senirce köyleri Isparta İl
merkezine, Güneykent Kasabası, Gümüşgün
Köyü Keçiborlu ilçesine bağlanmıştır.
Gönen ilçesine bağlı yerleşim birimi
olarak yalnız Kızılcık Köyü kalmıştır.
Keçiborlu: Isparta il merkezine 40
km uzaklığındaki Keçiborlu ilçe
merkezinin tarihi gelişimi Isparta ilçe
merkezi ile benzerlik göstermektedir.
Keçiborlu tarih boyunca, Eudoxiopolis,
Keçik-Borlu, Kiçi-Borlu isimleriyle
anılmıştır. Keçiborlu, Hitit, İyon,
Lidya, Pers, Helen, Roma, Bizans
devirlerini yaşadıktan sonra 1204
yılında Sultan Kılıç Arslan tarafından
Anadolu Selçuklu Devletinin egemenliğine
girmiştir. Daha sonra Hamitoğulları
Beyliğinde Uluborlu ve Gönen’e bağlı bir
kasaba olarak varlığını sürdürmüştür.
Günümüzdeki
Keçiborlu ilçesinde korunmakta olan
Keçiborlu Höyüğü, Kılıç Höyüğü, Kılıç
Fari Harabeleri, Fadıllı Harabeleri,
Güneykent şehir kalıntıları, Sinanbey
Camii, Senir Hacı Osman Camii, Gümüşgün
Sinan Dede Türbesi eski çağlardan kalan
eserler ve yerler olarak görülmektedir.
İlçenin başlıca
mesire ve yayla turizmi yerleri : Söğüt
Dağı Yaylası, Fadıllı Yaylası, Koru
Yaylası,Taşoluk Yaylası, Güneydere
Uzundere Piknik Yeri ve göleti,
Keçiborlu Göleti, Boyralı Sini Yaylası,
Aydoğmuş Akdağ Yaylası, Senir, Tepecik
ve Ardıçlı Köyleri Burdur Gölü Kenarı
Plaj sahasıdır.
Keçiborlu adının,
bölgenin küçük tepeciklerinden
oluşmasına izafeten Kiçi (Küçük) Bor
(Taş) kelimelerinden oluştuğu Kiçiborlu
’dan bozulduğu sanılmaktadır.
Senirkent: Isparta İl Merkezine 76
km uzaklığında, Eğirdir Gölü’ nün Hoyran
Gölü adı verilen kuzey kısmının
batısında bir vadide yer alan ilçe, dağ
eteğindeki meyilli düzlük bir arazide
kurulmuştur. Zira “Senir” dağ eteğindeki
meyilli düzlük anlamına gelmektedir.
Senirkent’in
bulunduğu bölgenin, tarihin çok eski
devirlerinden beri yerleşim merkezi
olduğu, buluntulardan ve yapılan
araştırmalardan anlaşılmaktadır. Ancak
su kanalı, kervansaray, kale gibi ayakta
kalmış tarihi yapılara rastlamaktadır.
1370 yılında kurulmuş olan Senirkent
1807de Uluborlu’ya bağlı nahiye
statüsüne getirilmiş ve belediye
teşkilatı kurulmuştur. İlçedeki başlıca
kültür varlıkları: Tymandos Antik Kent,
Yassıören Höyük, Garip Höyük, Tohumkesen
Höyük, Aralık Höyük Gençali Höyük, Veli
Baba Türbesidir.
Sütçüler: Isparta'nın güneyinde yer
alan Sütçüler ilçesinin kuruluşunun M.Ö.
200 yıllarına kadar dayandığı
bilinmektedir. Bu gün Adada olarak
adlandırılan antik kent, Pisidya
bölgesinde; Pisidya ile Pamfilya
bölgeleri arasında yer almaktadır. 1330
yıllarında Hamitoğulları beyliği
Eğirdir’ de kurulana kadar Sütçüler
Selçuklular ’ın elinde kalmıştır .
Osmanlılar
zamanında bir süre Kara Bavlu olarak
anılmıştır. Zamanla Bavlu şekline
dönüşen isim, Cumhuriyet döneminde 1926
yılına kadar sürmüş, bu tarihte
yerleşime dağ-dağlık anlamına gelen
Cebel ismi verilmiştir. 1938 yılında
belde halkının büyük şehirlerde sütçülük
yapmaları üzerine isimi Sütçüler olarak
değiştirilmiş ve Eğirdir ’e bağlı bir
nahiye iken ilçe statüsü verilmiştir.
İlçenin belli başlı
kültür varlıkları arasında, ilçenin
tarihi gelişimini simgeleyen
kalıntılarından Adada antik kenti gelir.
Antik kent ilçe merkezine 12, Sağrak
köyüne 2 kilometre uzaklıktadır. Diğer
kültürel varlıkları ise, Sığırlık
Harabeleri, Taşkapı Harabeleri, Zorzila
Kalıntıları, Sefer Ağa Camii, Çandır
Köprüsüdür.
Uluborlu: Uluborlu, tarih öncesi
devirlerden beri çeşitli medeniyetlerin
hüküm sürdüğü yörede yer almaktadır.
Uluborlu’nun 4000 yıl öncesi Hititler
tarafından kurulduğu bilinmektedir. Bu
döneme ait kalıntılara yörede hala
rastlanmaktadır. Uluborlu, Türklerin
fethi öncesinde Apolonia, Sozopolis,
Mardion, Mardiyon, Mardiaion adlarıylada
anılmıştır. 1070 yılında Türklerin
egemenliğine girmiştir. Bu devirden
sonra Uluborlu, Borgulu, Burgulu,
Uluğborlu isimleri de almıştır.
Uluborlu’da
yaklaşık 17 türde kiraz
yetiştirilmektedir. Uluborlu kirazı
Avrupa ülkelerinde çok tutulmaktadır.
Ürünün büyük bir kısmı ihraç
edilmektedir. İlçede Temmuz ayının ilk
haftasında 2 gün süreli Altın Kiraz ve
Yağlı Pehlivan Güreş Şenlikleri
düzenlenmektedir.
Yalvaç:
Yalvaç
Destinasyonu
Yenişarbademli: Yenişarbademli,
Beyşehir Gölünün batısında, Toros
Dağlarının kuzey uzantısı olan Anamas
Dağları ile bütünleşir. İlçe doğusunda,
Beyşehir, batısında Aksu ve kuzeyinde
Şarkikaraağaç ilçeleri ile çevrilidir.
İlçenin rakımı 1150 metredir. İlçe
sınırları içerisinde bulunan Dedegöl
Dağı (2892 m) ile Isparta’nın en yüksek
dağıdır. Yenişar tarih boyunca pek çok
uygarlığa sahne olmuştur. Yapılan
araştırmaya göre, M.Ö. 4000 yıllarında
Etiler , M.Ö. 1500 yıllarında
Frikyalılar, M.Ö. 800 yıllarında
İyonlar, M.Ö. 600 yıllarında Lidyalılar,
M.Ö. 446 yıllarında Persler, M.Ö. 190
yıllarında Romalılar, M:S. 395
yıllarında da Bizanslar yörede uygarlık
kurmuşlardır.
1071 Malazgirt
Zaferinden sonra 1142 yıllarında
Selçuklu topraklarına katılabilmiştir.
1810 yılında Konya Vilayetine bağlı bir
kaza olmuştur. Selçuklulara ait Kubad-ı
Abad Sarayı kalıntıları da ilçe
hudutları içinde yer almaktadır.
Yenişarbademli,
Şarkikaraağaç üzerinden asfalt yol ile
Isparta il merkezine 177 km
uzaklıktadır. Yenişarbademli’ nin ,
başlıca gelir kaynağı, tarım,
hayvancılık, orman işçiliği ve
balıkçılıktır.
Coğrafya
I
. COĞRAFİ KONUM: Isparta ili, Akdeniz
Bölgesi’nin kuzeyinde yer alan Göller
bölgesinde yer almaktadır. İl, 300 20’
ve 310 33’ doğu boylamları ile 370 18’
ve 380 30’ kuzey enlemleri arasında
bulunmaktadır. 8.933 km2’lik yüzölçümüne
sahip olan Isparta ili, kuzey ve
kuzeybatıdan Afyon ilinin Sultandağı,
Çay, Şuhut, Dinar ve Dazkırı, batıdan ve
güneybatıdan Burdur ilinin Merkez,
Ağlasun ve Bucak, güneyden Antalya
ilinin Serik ve Manavgat, doğu ve
güneydoğudan ise Konya ilinin Akşehir,
Doğanhisar ve Beyşehir ilçeleri ile
çevrilmiştir (Şekil 1). Rakımı ortalama
1050 metredir.
II. JEOLOJİK YAPI: Isparta ilinin
kuzeydoğu ve güneydoğusundaki dar
alanlarda I. zaman, çok geniş bir alanda
yayılım gösteren II. zaman ve alanın
doğu sınırı dışında il sınırlarına yakın
kesimlerde yoğunlaşan III. zamana ait
kayaçlara rastlanmaktadır (Şekil.2).
Jeolojik konumu
bakımından, Isparta Büklümü’nün
ortasında yer alan Isparta ili - Merkez
ilçesi, bölgesel tektonikten önemli
ölçüde etkilenmiş olan II. zaman ve III.
zamana ait yapı üzerinde bulunmaktadır
(Şekil 2). İlçenin tamamına yakın
kesimlerinde, ofiyolitik bir temel yer
almaktadır. Bu temel ile birlikte, yer
yer ofiyolit kütleleri arasında ve
üzerinde bulunan Triyas-Jura yaşlı derin
denizel kayaç istifleri ile II. zamanın
büyük bir bölümünü kapsayan
sıkıştırılmış bir karbonat kayaç
(kireçtaşı ve dolomit) istifi
bulunmaktadır. İlçenin batı bölümünde
denizel kırıntılı ve karbonat kayaç
istifleri görülmektedir. İlçenin
güneydoğu kesimlerinde, miyosen yaşlı
sığ denizel kırıntılı kayaçlar, altta
bulunan daha yaşlı kayaç istifleri
üzerinde gelişen engebeli bir erozyonal
yüzeyi örtmektedir. III. zaman sonunda
bölgede faaliyet gösteren karasal
volkanizmanın ürünleri olan volkanit ve
piroklastik kayaç serileri ise ilçenin
batı-güneybatı bölümünde bulunmaktadır.
Merkez ilçe sınırları içerisindeki en
genç oluşum ise günümüzde de halen
çökelimi süren ve Isparta-Atabey
Ovası’nda yayılım gösteren IV. zaman
alüvyonlardır (Şekil 2).
Gönen ve Atabey
ilçeleri, jeolojik bakımdan diğer
ilçelere göre daha genç bir zemin
üzerinde yer almaktadır. İlçelerin
kuzeyinde III. zamana ait denizel
kırıntılı ve karbonat kayaçlarla,
karasal kökenli kayaç istifleri
bulunmaktadır. Güney kesimlerinde ise,
kuaterner yaşlı alüvyonlar Isparta ve
Eğirdir Gölü’ne kadar uzanan geniş bir
alüvyon ovasının bir bölümünü
kaplamaktadır (Şekil 2).
Isparta’nın
Keçiborlu ilçesi, ofiyolitik kayaçlar ve
II. zamana ait derin denizel karbonat
kayaç yüzeyleri içermesine karşın
çoğunlukla alt tersiyer yaşlı denizel ve
karasal kayaç istifleri ile kuaterner
çökellerinden oluşan bir jeolojik zemin
üzerinde bulunmaktadır. Eosen-Oligosen
göl çökelleri ile ilçenin Burdur ve
Isparta’ya doğru uzanan geniş bir kuşak
içerisinde yer alan IV. zaman alüvyon
çökelleri gözlenmektedir (Şekil 2).
Isparta ilinin
kuzeybatısında yer alan Uluborlu,
temelde II. zamana ait denizel karbonat
kayaç istiflerinin yaygın olarak
gözlenmektedir. İlçenin en genç
kayaçları ise ilçe merkezinin de
üzerinde bulunduğu D-B doğrultulu Hoyran
Gölü ve Senirkent’e uzanan IV. zaman
alüvyon çökellerinden oluşmaktadır
(Şekil 2).
Uluborlu’nun
doğusunda bulunan Senirkent, Mesozoyik
yaşlı denizel karbonat kayaç
istiflerinin yaygın olarak gözlendiği
temel üzerinde, ilçe merkezinin de
üzerinde bulunduğu D-B doğrultulu Hoyran
Gölü’ne kadar uzanan IV. zaman alüvyon
çökelleri yörenin en genç kayaç
istifidir (Şekil 2).
Senirkent’in
kuzeydoğu komşusu olan Yalvaç’ın
doğusunda, Sultandağları’nın bir
bölümüne karşılık gelen ve
kuzeybatı-güneydoğu doğrultulu olarak
yayılım gösteren I. zaman yaşlı şistler,
yörenin en yaşlı jeolojik kayaçlarını
oluşturmaktadır. Eğirdir Gölü’ne açılan
IV. zaman akarsu alüvyon çökelleri
tarafından kesilen III. zaman sonu
kömürlü karasal çökelleri engebeli bir
topografya üzerinde uyumsuz olarak yer
almaktadır (Şekil 2).
Eğirdir ilçesi,
güneyinde yer alan II. zamana ait derin
denizel çökel istifleri ile ofiyolik
kayaçların çoğunlukta olduğu karbonat
kayaç serilerinden oluşan engebeli
topografya oluşturan kısmen yaşlı bir
temel üzerinde kuzey-güney doğrultulu
bir ova içerisinde çökelen IV. zaman
alüvyon çökellerini taşıyan bir jeolojik
dağılıma sahiptir (Şekil 2).
Eğirdir Gölü’nün
doğusunda yer alan Gelendost ilçesi,
güneyden kuzeye doğru gençleşen bir
stratigrafik istife sahiptir. İlçenin
güneyinde, III. zaman karbonat kayaçlar,
kuzeyinde ise engebeli alanlar halinde
ortaya çıkan ofiyolitler ve karasal
çökeller bulunmaktadır. Yörenin
batısından kuzeydoğu yönüne doğru uzanan
IV. zaman akarsu alüvyon çökelleri
ilçenin en genç birimleridir (Şekil 2).
Beyşehir Gölü’nün
kuzeyinde bulunan Ş.Karaağaç ilçesi, I.
zamandan III. zamana kadar değişen
çeşitli kayaç topluluklarını kapsayan
bir alanda yer almaktadır. İlçenin
kuzeydoğu kesiminde, kuzeybatı-güneydoğu
yayılımlı I. zamana ait şistler
bulunmaktadır. Metamorfitler, yörenin
Beyşehir Gölü’ne doğru olan orta
kesimlerde aynı doğrultuda uzanan
ofiyolitik kayaçlarla birlikte temelde
bulunmaktadır. III. zaman karbonat
kayaçları, yöredeki topografik
yükselimleri oluşturmaktadır. İlçenin
kuzey kesiminde bulunan ovalarda oluşan
IV. zaman alüvyonları, yörenin genç
kayaç örtüleridir (Şekil 2).
Ş.Karaağaç
güneyinde yer alan Aksu ve Y.Bademli
ilçelerinin büyük bölümünü II. zamana
ait karbonat kayaçlar kaplamaktadır.
Sadece Y.Bademli’nin Beyşehir Gölü’ne
kıyısı olan doğu bölümünde yer alan III.
zaman çökellerine ait kalıntılar ve göle
açılan IV. zaman akarsu alüvyonları
gözlenmektedir (Şekil 2).
Isparta ilinin
güneyinde yer alan Sütçüler ilçesinde,
içerisinde I. zaman yaşlı bloklarının da
yer aldığı II. zaman ait ofiyolitik
kayaç kütleleri ile Kretase yaşlı kalın
karbonat istifleri geniş alanlarda
yayılım gösterirler (Şekil 2).
Isparta ilinde
Paleotektonik ve Neotektonik döneme ait
tektonik etkilerle oluşan tektonik
hatlar bulunmaktadır (Şekil 3). Isparta
– Merkez, Eğirdir, Gelendost, Yalvaç,
Ş.Karaağaç, Aksu, Y.Bademli ve Sütçüler
ilçeleri sınırları içerisinde çoğunlukla
alt mesozoyik derin denizel çökel
katkılı ofiyolitik kayaç kütleleri ile
mesozoyik yaşlı çeşitli karbonat
serileri arasında sınır oluşturmaktadır.
Bu bindirme-nap sisteminin yerleşiminin
son evresi ve sonrasında, bir kısmında
günümüzde de hareketliliğin devam ettiği
izlenen (deprem verileri ile)
kuzey-güney, kuzeydoğu-güneybatı ve
kuzeybatı-güneydoğu yönlü ve çoğunlukla
yanal atımlı fay sistemleri gelişmiştir.
Isparta Açısı’nın (Isparta Büklümü) doğu
kanadını oluşturan Ş.Karaağaç, Aksu,
Gelendost ve Yalvaç ilçe sınırları
içerisinde kuzeybatı-güneydoğu
doğrultulu bindirmeler bulunmaktadır.
Neotektonik dönemde bölgede gelişen
kuzey-güney sıkışması nedeni ile ortaya
çıkan kuzey-güney doğrultulu ovaları
oluşturan normal faylar, Eğirdir ve
Sütçüler ilçelerinde yer almaktadır. Fay
gölleri olan Eğirdir, Hoyran, Burdur ve
Beyşehir göllerini sınırlayan veya kesen
ve çoğunlukla geç alpin tektonik
dönemini yansıtan kırık takımları ise
bölgesel sıkışma ve makaslama kuvvetleri
sonucunda oluşan kuzeybatı-güneydoğu,
kuzeydoğu-güneybatı doğrultulu yanal
atımlı fay takımları halinde
Isparta-Merkez, Keçiborlu, Uluborlu,
Senirkent, Eğirdir, Gelendost ve
Ş.Karaağaç yörelerinde yaygındır. Deprem
üretmeleri nedeniyle bu faylardan bir
kısmının halen aktif oldukları
belirlenmiştir. Burdur Gölü doğusunu
sınırlayan ve Bucak’a kadar uzanan
kuzeydoğu-güneybatı doğrultulu ve gölü
öteleyen kuzeybatı güneydoğu doğrultulu
faylar (Şekil 3) üzerinde yoğunlaşan
deprem verileri, bu yanal atımlı
fayların günümüzde de aktif olduklarını
göstermektedir. Isparta-Merkez ilçesinde
Kayıköy fayı, Eğirdir fayları, ve Yalvaç
fayı, bilinen diğer deprem üreten yanal
atımlı faylardır. Sütçüler’de de yakın
zamanda kaydedilen deprem verileri,
kuzey-güney doğrultulu olduğundan bu
doğrultuda uzanan ovaları sınırlayan
normal faylarda da hareketliliğin
sürdüğü anlaşılmaktadır.
III. ISPARTA İLİ TOPRAKLARI: İklim,
topoğrafya, bitki örtüsü ve zamanın
etkisi ile Isparta ilinde çeşitli büyük
toprak grupları oluşmuştur. Büyük toprak
gruplarının yanı sıra toprak örtüsünden
ve profil gelişmesinden yoksun, bazı
arazi tipleri de görülmektedir. Toprak
alanları dışında, Isparta ili toplam
alanının yaklaşık %24.2 ‘si de çıplak
kaya ve molozluklar ve su yüzeyleri ile
kaplıdır.
Arazilerin
Sınıflandırılmasına Göre İldeki Dağılımı
Yüzölçümü (Ha)
Arazi Sınıfı
I.Sınıf
49712
II.Sınıf
70362
III. Sınıf
40055
IV. Sınıf
37378
V.Sınıf
2398
VI. Sınıf
69777
VII. Sınıf
400195
VIII. Sınıf
148997
Toprak Cinsi
Yüzölçümü
(Ha) %
Kahverengi
Orman
146362
16.4
Kırmızı
Kahverengi Akdeniz
120643
13.5
Kestane
Rengi
119204
13.3
Kireçsiz
Kahverengi Orman
79922
8.9
Kireçsiz
Kahverengi
61005
6.8
Kolüvyal
58546
6.6
Alüvyal
52637
6.0
Kırmızı
Akdeniz
27213
3.0
Regesoller
5131
0.6
Kırmızı
Kestane Renkli
3085
0.3
Hidromofik
Alüvyal
2312
0.2
Tuzlu Sodik
1043
0.1
Diğerleri
774
0.1
Yerel Kaynakları
IV. YERALTI KAYNAKLARI: Isparta ili,
belirli yörelerde halen işletilen veya
işletilebilir potansiyele sahip ekonomik
değerde ve günümüz teknolojileriyle
üretim imkanı bulunmayan (ekonomik
olmayan) değerde metalik maden,
endüstriyel hammadde ve enerji hammadde
kaynakları bakımından çeşitli kaynaklara
sahiptir (Şekil 4). Bu kaynaklar,
günümüz bilim ve teknolojilerine dayalı
olarak yapılacak araştırmalar
doğrultusunda artırılabilecektir.
Kükürt: Türkiye’nin ilk ve en zengin
kükürt yatakları Keçiborlu ilçesinde yer
almaktadır. Volkanik kökenli olan kükürt
yatakları ofiyolitik karışık, Akdağ
kireçtaşları, altere andezitler ile
andezitik tüfler içerisinde düzensiz
kütleler ve ağsal damarlar biçiminde
yerleşmiştir. 1900’lü yıllardan beri bu
zamana kadar 3.461.894 ton tuvenan
kükürt üretimi yapılmıştır. Günümüzde
2.231.190 ton rezervi bulunan ve Etibank
tarafından işletilen Keçiborlu kükürt
yatakları düşük tenörlü rezervleri ve
ekonomik nedenlerden dolayı 1994 yılında
zarar ettiği için kapatılmıştır.
Kömür: Isparta ilinde Eğirdir ve
Yalvaç ilçelerinde özel şirketler
tarafından işetilen kömür yatakları
bulunmaktadır. Eğirdir ilçesinde, linyit
yatakları Kovada Gölü’nün 1 km.
güneyinde Akbelenli köyü civarındadır.
Yalvaç ilçesinde ise Yukarıkaşıkara
kasabası ve Yarıkkaya köyleri
dolaylarında linyit yatakları bulunmakta
ve zaman zaman işletilmektedirler.
Pomza: Gölcük kraterinin volkan
bacasından çıkan küllerin
sulu bir yüzeye düşerek ani soğumaya
uğramasıyla içinde gaz boşlukları olan
taşlar oluşmuştur. Bu taşlara pomza taşı
adı verilmektedir. Pliyosen yaşlı,
piroklastik düzeyler içerisinde yer alan
Gölcük pomza yatakları, kilometrelerce
karelik geniş bir yayılım
göstermişlerdir. Pomza yataklarının
kalınlığı 2-16 m. arasında değişirken,
rezervi 157 milyon ton olarak
hesaplanmıştır. Gölcük krater gölü
çevresine yayılan pomza yatakları,
Binbirevler Mahallesi civarında kurulan
Isparta Belediyesine ait ISBAŞ adlı
fabrikada, briket olarak mamul hale
getirilmektedir.
Tras: İşletilmekte olan tras
yatakları Isparta-Antalya karayolunun
11. km.’sinde Sav kasabası yakınlarında,
halk arasında köfke denilen materyal
temelde tüflerden meydana gelmiştir. 30
milyon ton rezervi tahmin edilen tras
yatakları, GÖLTAŞ Çimento tarafından
çimento hammaddesi olarak
kullanılmaktadır.
Barit: Ş.Karaağaç ilçesinde bulunan
barit yatakları, Türkiye’nin en önemli
barit yataklarındandır. Hidrotermal
kökenli olduğu savunulan bu yataklar
1973 yılından bu yana Etibank ve özel
sektör tarafından işletilmektedir.
Toplam 170 milyon ton rezerve sahip olan
barit yatakları tenörü % 30’lardan %
90’lara ulaşmaktadır. Çıkarılan
baritler, Etibank başta olmak üzere
Başer Madencilik, Yılmaz Kalkır gibi
işletmeler tarafından mamul hale
getirilmektedir.
Kum
ve
Çakıl
Yatakları: Isparta’da Atabey, Senir,
Yakaören, Sav, Kılıç, Yassıören gibi
birçok yerde kum ve çakıl ocakları yer
almaktadır. Özellikle Atabey (Akçadere),
Kılıç kasabası yatakları en kaliteli
yataklardır. Belediyeler ve bazı özel
teşebbüsler tarafından işletilen
yataklardan yöre ihtiyaçları
karşılanabilmektedir.
Kireçtaşı
ve
Kil
Yatakları: Isparta-Keçiborlu
karayolunun 13. km.sinde Yassıdağ,
Isparta-Sav yoluna yakın Minasın, Yalvaç
(Kaşıkara) kil ve kireçtaşı yatakları,
gerek Göltaş çimento fabrikasının,
gerekse Isparta’da yer alan tuğla
fabrikalarının ihtiyaçlarını
karşılamaktadır.
Yapıtaşları: Isparta Merkez Direkli
Andezitleri, temel taşı, bahçe duvarı ve
inşaatlarda yaygın olarak
kullanılmaktadır. Rezerv çalışması
yapılmamasına rağmen milyarlarca m3 yapı
taşı bulunduğu tahmin edilmektedir.
Ş.Karaağaç Göksöğüt, Yalvaç Koruyaka
köylerinde bahçe duvarı ve bina
yapımında kullanılan taşlar
çıkarılmaktadır. Gölcük krater gölü
çevresinde de zengin taş ocakları
vardır.
Mermer: Isparta ilinde Gökçebağ
çevresinde bej renkli, Belence
yakınlarında siyah renkli mermer
yatakları bulunmaktadır. Bu mermerler
Isparta Merkez ilçede yer alan Modülmer,
Gölmer gibi bazı işletmelerce
kullanılmaktadır. Ayrıca il sınırları
içinde Bayat, Büyükgökçeli, Bademli,
Balkırı ve Keçiborlu dolaylarında da bej
renkli bazı mermer sahaları
bulunmaktadır.
Krom: Eğirdir ilçesi
Bağıllı-Ayvalıpınar dolayında 49 km2
alan kaplayan harzburijt, dunit,
piroksenit ve diyobaz dayklarından
oluşmuş krom cevherleşmesi, % 35-47
arasında Cr2O3 tenörüne sahiptir. Yörede
30 ayrı noktada 100 bin ton muhtemel
rezerv tahmin edilmiştir. Ayrıca
Aşağıkaşıkara’nın kuzeybatısında eosen
yaşlı kromit cevherleşmesi de
bulunmaktadır; ayrıca Isparta ilinde,
Gölbaşı (Gönen) Göktaş (Eğirdir)
köylerinde arsenik, Eğirdir’in Havutlu
ve Bağıllı köyleri dolaylarında
manganez, Ş.Karaağaç ilçesinde
Yassıbel-Muratbağı ve Yalvaç
(Sücüllü)’de demir-alüminyum yatakları
bulunmaktadır.
Doğal Afetler
V. DOĞAL AFETLER: Türkiye’nin deprem
riski dağılım haritasında genel olarak
birinci derecedeki deprem kuşağı
üzerinde yer almaktadır Isparta,
Isparta-Dinar-Çivril-Uşak deprem hattı
üzerindedir (Şekil 5). Sadece Sütçüler
ve Y.Bademli ilçelerinde ikinci derece
ve Sütçüler’in doğu sınırındaki dar bir
alanda üçüncü derece deprem riski
taşıyan bir dağılım bulunmaktadır. Ancak
bölgesel kırık sistemleri içerisinde
aktif oldukları belirlenen faylar
yanında, deprem kayıt istasyonlarının
yetersizliği nedeniyle yeterli kayıt
alınamadığından özellikle Isparta güneyi
ve doğusuna ait verilerde eksikler
vardır. Deprem kayıtlarına ilişkin veri
artışı ile bölgesel yer hareketlerinin
ve depremlerin daha sağlıklı izlenmesi
mümkün olacaktır.
Isparta ili ve
civarında tarih içinde bir çok deprem
meydana gelmiştir. 03-05 Mayıs 1875
tarihlerinde 6.9, 02-14 Mayıs 1890
tarihlerinde 5.2, 1901 yılında 6.4
büyüklüğünde çeşitli depremler olmuştur.
Bu tarihsel depremler içinde en fazla
can kaybı ve hasara neden olanı ise 03
Ekim 1914 tarihinde 7.1 büyüklüğünde
meydana gelen depremdir. Bu deprem başta
Isparta olmak üzere Burdur, Dinar, Gönen
ve Atabey ilçelerinde ve deprem
merkezine yakın diğer bir çok yerleşim
merkezinde oldukça etkili olmuştur. 1914
depreminde 2000’den fazla kişi ölmüş ve
10.000 civarında aile evsiz kalmıştır.
1914 yılından sonra
meydana gelen onlarca depremden bazıları
ise; 1925’te 5.9, 1933’te 6.0, 1971’de
5.5, 1995’te 6.0 büyüklüğündeki
depremlerdir. F2 deprem arast..
İl sınırları
içerisinde çoğunlukla alt tersiyer,
neojen ve kuaterner yaşlı denizel veya
karasal ince kırıntılı kayaçlardan
oluşan killi jeolojik zeminlerinin
yaygın olduğu alanlar yanında;
sistematik faylar arasında gelişen dik
yamaçlı çökelim alanlarında, alanı
sınırlayan faylanma yüzeylerinde gelişen
birikinti konisi ve alüvyon yelpazeleri
üzerinde veya önlerinde kurulmuş bulunan
yerleşim alanlarını bekleyen en büyük
doğal afet tehlikelerinden biri
heyelandır. Senirkent ilçesinde 1995
yılında yaşanan heyelan felaketi ile bir
kez daha bu konuda tehlike uyarısı veren
yörelerin ve heyelana elverişli
zeminlerin belirlenmesi ve önlem
alınmasının önemi anlaşılmıştır.
Senirkent ilçesinde
1995 yılında meydana gelen çamur akması
(feyezan) sonucunda 74 kişi hayatını
kaybetmiştir. Aynı yerde 1996 yılında
ikinci kez çamur akması (feyezan) afeti
meydana gelmiştir. Bu afetler sonucunda
Senirkent ilçe merkezinde toplam 188
afet konutu yapılarak, hak sahiplerine
teslim edilmiştir.
Sütçüler ilçesinde
1995 yılında meydana gelen dolu yağması
sonucunda 11’i ilçe merkezi, 1’i
Yeniköy’de olmak üzere toplam 12
afetzedenin evleri hasar görmüştür.
Bayındırlık ve İmar Bakanlığınca 12 afet
konutu yatırım programı çerçevesine
alınarak, ihale aşamasına gelmiştir.
Boğazköy’deki derenin taşması sonucu
yolcu taşımacılığı yapan bir otobüsün
sele kapılması sonucunda 6 vatandaş
hayatını kaybetmiştir.
Yeryüzü Şekilleri
Isparta ili
arazisi, 3. zaman kıvrılmaları ve
tektonik hareketleri sonucunda bugünkü
şeklini almıştır. Isparta ilinde başlıca
üç ana jeomorfolojik birim
bulunmaktadır. Bu ana birimlerden biri,
Isparta ilinin çevresini doğal bir sınır
gibi çevreleyen dağlık alanlar, bir
diğeri yörede yer alan ovalar ve diğeri
de ovalarla dağlar arasında kalan az
eğimli, dalgalı arazilerden oluşan
akarsular tarafından parçalanmış plato
sahalarıdır (Şekil 6). Isparta ilinin,
%68,4’ü dağlar, % 16.8’i ovalar ve
14,8’i platolardan meydana gelmektedir.
1. OVALAR:
Isparta
Ovası: Isparta Ovası, esas olarak
asıl Isparta Ovası ile daha kuzeyde yer
alan Atabey (Kuleönü-Bozanönü) Ovası’nın
birleşiminden meydana gelir. Asıl
Isparta Ovası, ortalama 1000 m.
yüksekliğe sahip, kuzeybatı-güneydoğu
yönlü elips biçimli bir ovadır. Savköy
ile Çünür mahallesinin kuzeyindeki
ovacık arasında 13 km, kuzeydoğu
güneybatı yönünde Deregümü ile Aliköy
arasında 10 km kadar bir uzunluğa ve
yaklaşık 100 km2 alana sahiptir. Ova,
Akdağ, Davras Dağı ile Hisartepe ile
Karatepe ile çevrili, Darıdere, Isparta
Çayı gibi akarsuların getirdiği
alüvyonlarla oluşmuş verimli bir tarım
alanıdır. Ovadaki tarım arazilerinin bir
kısmı DSİ tarafından Eğirdir Gölü’nden
yapılan pompajla, bir kısmı yeraltı su
kaynakları ile bir kısmı da çevredeki
dağlardan kaynağını alan küçük
derelerden sağlanan sularla
sulanmaktadır. Bu su kaynaklarıyla
Isparta il merkezinin güney ve
güneybatısında yer alan başta gül
bahçeleri olmak üzere çok çeşitli
ürünlerin üretildiği (elma, kiraz,
vişne...) bahçeler sulanmaktadır.
Asıl Isparta
Ovası’ndan Aliköy’ün batısında Çaltepe,
Toptaş Tepe, İncirli Tepe gibi alçak
tepelerle ayrılan Atabey
(Kuleönü-Bozanönü) Ovası, batı,
kuzeybatı-doğu, güneydoğu doğrultuda,
Gönen ile B.Gökçeli arasında 27 km,
Gerges Çiftliği ile Bozanönü arasında 12
km uzunluğunda, 210 km2 alana sahip
elips biçimli bir ovadır. Ortalama
yüksekliği 950 m olan bu ova, kendi
içerisinde halk tarafından çeşitli
isimlerle adlandırılır (Gönen Ovası,
Kızılova, Göndürle Ovası, İslamköy
Ovası...vs.).
Atabey Ovası’nda, önceleri kuru
tarım alanları yaygın olarak bulunmakta
iken, özelikle 1974 yılında DSİ
tarafından gerçekleştirilen Atabey Ovası
sulama projesinin tamamlanmasından sonra
sulu tarım alanlarının oldukça fazla yer
tuttuğunu görmekteyiz. Sulu tarım
alanlarının içinde sebze alanları ve
meyve bahçeleri oldukça fazladır. Gül,
elma, vişne, kiraz yetiştiriciliği
yanında buğday ve arpa üretimi de
gerçekleştirilmektedir. Ovada sebze ve
kavak üretimi oldukça yaygındır.
Keçiborlu
Ovası: Doğudan Söğüt Dağları,
batıdan Kayı Dağı, kuzeyden Barla
Dağı’nın güneybatı uzantıları ve
güneyden de Burdur Gölü ile çevrili olan
ova, Senir ve Keçiborlu ilçe merkezi
arasında yer yer tepelik sahalarla
yarılmıştır. Ova tabanı, Kılıç, Gölbaşı,
Gümüşgün ve Keçiborlu yerleşmelerinin
arasında kalmış, batı, doğu ve kuzeye
dağ yamaçlarına doğru taraçalarla
kademelenmiştir. Tahıl ürünlerinin geniş
yer tuttuğu ovada, diğer önemli bir
faaliyet de gül yetiştiriciliğidir.
Isparta ili gül bahçelerinin 1/4’ünden
daha fazlası burada dikilmiş durumdadır.
Senirkent
Ovası: Barla ve Kapı Dağları’nın
kuzeyi ile Karakuş Dağları’nın
güneyinde, Uluborlu ve Senirkent
ilçeleri arazilerini içine alan bir
graben durumunda olan Senirkent Ovası,
batıdan doğuya doğru yaklaşık 30 km
uzunluğunda, doğusundaki Eğirdir Gölü’ne
doğru genişleyen bir görünüm arz eden
tektonik kökenli bir ovadır.
Ortalama 950 m
yüksekliğe sahip olan Senirkent
Ovası’nda yer alan tek akarsu Pupa
Çayı’dır. Senirkent Ovası’nda 1976 ve
1979 yılında DSİ tarafından hizmete
açılan Senirkent I. ve II. sulama
projelerinin tamamlanmasından sonra
ovanın çok büyük bir kısmı sulamaya
açılmış ve önemli derecede ürün üretimi
elde edilmeye başlanmıştır. Bu yıllardan
önceki dönemde ise kuru tarım
alanlarının ovada geniş yer tuttuğu
görülmüştür. Tahıl ürünlerinin yerini
başta meyve bahçeleri (elma, kiraz,
vişne...vs.) olmak üzere şeker pancarı
gibi sulu tarıma ihtiyaç duyan endüstri
bitkileri çok daha geniş alanlarda
üretilmeye başlanmıştır.
Kumdanlı
Ovası: Eğirdir Gölü’nün kuzeyinde
ortalama 930 m. yüksekliğindeki ve
yaklaşık 50 km2.lik alana sahip olan
Kumdanlı Ovası, NE-SW yönünde üçgen
şeklinde, 12-13 km. uzunluğundadır. Ova
tamamen alüvyonlardan meydana gelmiş ve
alüvyon ortalama 100 m kalınlığındadır.
Ova, Temmuz ve Ağustos aylarında tamamen
kuruyan Hoyran Deresi ve kolları
tarafından drene edilir. Kumdanlı Ovası,
1989 yılında sulamaya açılmış ve kuru
arazilerinin önemli bir kısmı suya
kavuşmuştur.
Gelendost
Ovası: Eğirdir Gölü’nün doğusunda,
iki tarafı faylar ve fay diklikleri ile
sınırlı bir grabene tekabül eden
Gelendost Ovası, kuzeybatıda Kirişli
dağı, güneyde ise Anamas Dağları ile
sınırlıdır. Ortalama 45 km2lik bir alana
sahip olan ova, 930 m yüksekliğe
sahiptir. Gelendost Ovası, merkezi kısmı
hariç 150-200 m kalınlığında
alüvyonlardan oluşmuştur. Merkezi kısmı
ise kuzey-güney yönlü bir antiklinal
olan Aktepe yer alır. Ovayı Eğirdir
Gölü’ne dökülen Özdere drene eder.
Gelendost Ovası, 1983 yılında DSİ
tarafından hizmete açılmış olan
Gelendost sulama projesi ile sulu tarıma
büyük ölçüde açılmıştır.
Ş.Karaağaç Ovası: Beyşehir Gölünün
kuzeyinde yer alan ovanın, kuzey ve
kuzeybatısında Sultan Dağları, batısında
Anamas Dağları, güneyinde ise Kızıldağ
ve Karadağ bulunur. Ovanın drenajı,
Deliçay ve kolları ile sağlanır.
Ş.Karaağaç ovasının, Beyşehir Gölü’ne
doğru bir uzantısı da Armutlu Ovası
olarak adlandırılır. Ovanın bir kısmı,
1995 yılında hizmete açılmış olan
Ş.Karaağaç sulama projesi ile sulanmaya
başlamıştır.
Boğazova: Eğirdir Gölü’nün
güneyinde, kuzey-güney yönünde, aşağı
yukarı 20 km. uzunluğunda ve 1.5-2 km.
genişlikte Kovada depresyonu yer alır.
Antalya ekseni üzerine yerleşmiş olan bu
depresyon, tektonik kökenli bir polye
veya bir koridor özelliği gösterir.
Buraya yöresel ismiyle Boğazova denir.
Bugün Boğazova’nın çok büyük bir
bölümünde elma yetiştiriciliği
yapılmakta olup, kiraz gibi bazı
meyvelerin de üretimi
gerçekleştirilmektedir.
2.
DAĞLAR: Isparta ili oldukça
engebelidir. İl sınırları içerisinde
yaklaşık 3000 m.yi bulan oldukça yüksek
dağlar bulunmaktadır. Bunlar genel
olarak ifade edilecek olursa
Batı Toroslar’ın Isparta
uzantılarıdır. Antalya Körfezi’nin
batısından ve doğusundan kuzeye doğru
sokulan bu sıradağlar Isparta ilinin
kuzeyinde daralarak, araştırma alanının
kuzeybatısında
Karakuş Dağları ve kuzeydoğusunda
ise
Sultan Dağları ismini almaktadır.
İl alanını, Afyon
ilinden ayıran Karakuş Dağları’nın
güneye bakan yamaçları, Senirkent
Ovası’nı kuzeyden kuşatmış, dalgalı
düzlük ve tepelerden oluşmuştur.
Isparta ilinin
kuzeydoğusunda, Isparta ili ile Konya
ilinin doğal sınırlarını oluşturan
Sultan Dağları mermer, kuvarsit gibi
başkalaşmış taşlardan meydana gelen
paleozoik bir kütle olup, kuzeybatı
güneydoğu doğrultuda, yaklaşık 100 m
uzunluğunda, Karakuş Dağları’na göre
biraz daha yüksek bir dağ kütlesidir.
Isparta ilinin
önemli yüksekliklerinden biri de
Barla Dağı’dır. Senirkent Ovası ile
Atabey Ovası arasında kalan Barla Dağı
kütlesi, Uluborlu’nun batısından
başlamak üzere doğuya doğru yükseltisi
fazlalaşmakta, Gelincik Tepe’den sonra
ise Eğirdir Gölü’ne doğru yükseklikler
düşüş göstermektedir. Barla Dağında
glasyal oluşumlar (Sirkler; Ayıyalağı ve
Gelincikana sikleri, morenler) ve
karstik oluşumlar (dolin, uvala, obruk,
düden ve mağaralar) oldukça fazladır.
Karstik oluşumlar (özellikle dolin ve
obruk), çevredeki köylüler tarafından
yayla olarak kullanılır ve buralarda
hayvan yetiştirilir (Ortayazı Yaylası,
Yassıören Yaylası, Kabaca Yaylası, Gönen
Yaylası...). Barla Dağının batısında
Uluborlu Obruğu, Peynir Obruğu,
Senirkent Obruğu diye adlandırılan bazı
çukurluklar yer alır.
Isparta ilindeki
diğer önemli bir yükseklik
Davras dağıdır. Isparta Ovası’nın
doğusunda yer alan Davras Dağı,
mesozoik’e ait kalkerlerden oluşmuş ve
faylarla parçalanmıştır. Batıda Isparta
Ovası’na, doğuda Kovada depresyonuna
doğru kademeli bir şekilde inmektedir.
Kuzeybatıda Eğirdir Gölü’ne doğru Yürlük
Dağı, batıda Küçük Davras, güneydoğuda
Asacak Dağı gibi isimlerle adlandırılan
Davras dağının en yüksek noktası, 2635 m
ile Ulparçukuru Tepedir. Davras dağı
üzerinde buzullar, sirkler ve morenler
gibi glasyal ve tektono-karstik
çukurluklar, dolinler, az da olsa
lapyalar gibi karstik şekiller
bulunmaktadır. Ağaçtan yoksun, boz
renkli, heybetli görünüşü ile Davras
dağındaki sirklerin üzerinde bulunan
kalıcı karlar yöre halkı tarafından
oldukça ilginç bir şekilde kullanılır.
Davras dağının zirve kısımlarında
yaylacılık yapılmaktadır.
Davras dağının
batısında, Davras dağından Dereboğazı
Deresi ile ayrılan başka bir dağ kütlesi
de Isparta Ovası’nın batı ve
güneybatısında yer alan
Akdağ’dır. Doğu-batı uzanışlı
Akdağ’ın en yüksek zirve yüksekliği 2271
m.’dir. Yine Akdağ üzerinde Isparta
şehrinin 5 km. güneybatısında Pliosen
yaşlı volkanik bir kütle ve içindeki yer
alan Gölcük isimli küçük bir krater gölü
yer alır. Bu göl nedeniyle de buraya
Gölcük volkanizması denilmektedir.
Isparta ilindeki en
geniş dağ kütlesi de Eğirdir Gölü-Kovada
depresyonu ile Beyşehir Gölü arasında
yer alan
Anamas (Dedegöl)
Dağları’dır. Arazi, Paleozoik’de
teşekkül ettikten sonra Mesozoik boyunca
Tetis jeosenklinalinde kalmış ve
Mesozoik sonunda ilk alpin tektonik
hareketlere uğramıştır. Miyosen’de
subsidansa uğrayarak tekrar deniz
tarafından işgal edilmiş, Pliosen ve
Kuaterner’de topyekün olarak önemli
ölçüde yükselmiştir.Bu yükselme devam
etmektedir.
Anamas Dağları,
kuzey-kuzeybatı, güney-güneydoğu
doğrultuda uzanmaktadır. Dağlar, kuzeyde
300-400 m.lik düzlükten sonra yükselir
ve 2000 m.den sonra dalgalı bir düzlük
görünümünü alır. Dağın en yüksek yeri
2992 m yükseklikteki Dedegöl Dağı’dır.
Dedegöl zirvesi hem Anamas Dağları’nın
hem de Batı Toroslar’ın en yüksek
noktasıdır. Anamas Dağları’nda en geniş
alan kaplayan formasyon Jura-Kretase
devrine ait kireç taşlarıdır. Yine
Dedegöl Dağı’nda genelde triyas
dolomitik kireç taşlarından oluşmuştur.
Anamas Dağları da diğer dağlarda olduğu
gibi çeşitli mağaralar (Pınargözü,
Zindan), lapya, dolin, uvala ve polyeler
gibi irili ufaklı karstik şekiller ve
glasyal şekillerden de sirkler (Poyraz,
Çobankaya) yer almaktadır.
Sütçüler ilçe
merkezinin doğusunda Kuyucak Dağları,
Gelendost Ovası’nın kuzeyinde, Eğirdir
Gölü’nün doğusunda Kirişli Dağı, Eğirdir
Gölü’nün güneydoğusunda Dulup Dağı,
Beyşehir Gölü’nün kuzeyinde Sürütme ve
Kızıldağ'lar bulunmaktadır.
3.
PLATOLAR: Isparta ilinde, alüvyal
ovalar ile yüksek dağlar arasında
akarsular tarafından yarılmış az eğimli,
dalgalı düzlüklerin bulunduğu platolar
yer almaktadır. İldeki en geniş plato
alanı, Kumdanlı Ovası ile Gelendost
Ovası’nın kuzey ve kuzeydoğusu ile
Sultan Dağları arasında kalan kesimdir.
Bu ovalar ile dağlar arasında az eğimli
ve dalgalı yüzeylerden oluşan bir etek
düzlüğü yer alır. Bu düzlük, Sultan
Dağları’ndan gelen Köydere, Oku Çayı,
Sücüllü Deresi, Karayer Dere, Harmanaltı
Dere, Gökçek Dere, Buzacı Dere, Büğdüz
Dere, Özdere ve bu derelerin kolları
tarafından parçalanmışlardır. Isparta’da
yetiştirilen buğday, arpa gibi tahıl
ürünlerinin ve baklagillerden nohut
üretiminin en fazla yapıldığı sahalar
olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bir diğer plato da,
Eğirdir-Kovada depresyonunun doğusunda,
kuzeyde Yılanlı Dere vadisinin
güneyinden başlamak üzere Sütçülerin
güney ve doğusuna, Kuyucak Dağlarının
batı yamaçlarına kadar uzanan sahadır.
Bu saha, Kemer Dere, Gökpınar Dere gibi
bazı vadiler tarafından parçalanmıştır.
Bu plato sahasının
kuzeyinde, Eğirdir Gölü’nün güneydoğusu
ile Anamas Dağları arasında Sarıidris
Dere tarafından parçalanmış bir plato
daha vardır. Her iki sahada da büyük bir
alan orman ve fundalıklarla kaplı
olmasına rağmen yer yer kuru tarım
alanları ile bulunmaktadır.
İlin batısında
Keçiborlu Ovası ile Söğüt Dağları
arasında kalan saha da yine plato
özelliği göstermektedir. Saha bazı kuru
dereler tarafından parçalanmıştır.
4.
MAĞARALAR,KANYONLARVE
YAYLALAR: Orta Toroslar’ın batısında
yer alan Göller Yöresi içinde bulunan
Isparta ilinde, geniş bir alanda
yüzeylenen Mesozoik yaşlı kireç taşları,
mağara gelişimine en uygun birimleri
oluşturmaktadır. Isparta il sınırları
içinde MTA tarafından 28 mağaranın etüdü
yapılmıştır. Pınargözü, Zindan ve Sorgun
mağaraları, bu mağaraların en
önemlilerindendir.
Pınargözü Mağarası, Y.Bademli ilçe
merkezi yakınında olup, Jura-Kretase
yaşlı kireçtaşlarında oluşan bir fay
üzerinde gelişmiştir. 1995 yılında
yapılan uzun süreli araştırmalar sonucu
ancak 16 km.’lik bölümü ölçülmüş olup,
sonuna kadar henüz ulaşılamamıştır.
İçerisinde büyük bir kaynak çıkmaktadır.
Zindan Mağarası, Aksu ilçe
merkezinin 2 km kuzeydoğusunda Aksu
vadisi kenarında olup, toplam uzunluğu
760 m.dir. İçerisinde yaz-kış devamlı
akan küçük bir dere vardır.
Sorgun Mağarası,
Aksu ilçesinin 10 km kuzeydoğusunda
Sorgun yaylasında yer alır. Uzunluğu 302
m olan mağaranın içinde devamlı akan bir
su ve değişik büyüklükte göller yer
alır.
Isparta ilinde bu
mağaralardan başka; Aksu ilçesinde,
Gümüşini, Erenler ve Cıv, Sütçüler
ilçesinde, Kuz, Taşkapı ve Kadıdeliği,
Ş.Karaağaç ilçesinde, Şahne, Salur,
Öşekçi ve Güllü mağaralarının yanı sıra
diğer ilçelerde de oldukça çok mağara
bulunmaktadır.
Köprüçay Kanyonu: Türkiye’nin en
uzun kanyonu olup, Sütçüler ilçesinin
doğusunda K-G yönlü uzanmaktadır. Aksu
ilçesinde başlayıp, Antalya’nın Serik
ilçesi üzerinden Akdeniz'e kadar uzanan
Köprüçay yaklaşık 50 km uzunluğundadır.
Kanyon, Kesme (Sütçüler)-Yeşilbağ
(Serik) arasında yaklaşık 20 km.lik
kesimi oldukça dar ve derin (800 m)
olması nedeniyle oldukça ilginçtir.
Yazılı Kanyon: Sütçüler ilçesinin
güneybatısında 10 km uzunluğundadır.
Değirmendere çayı vadisi içinden geçerek
Karacaören baraj gölüne ulaşır. Kanyonun
yan duvarlarında Bizans dönemine ait
ibadet yapılan bölümler ve yazılar
bulunmaktadır. Bu yazıtlar dolayısıyla
kanyona Yazılı Kanyon denilmiştir.
Eğirdir’in
güneyinde Camili Yayla, Aksu’nun kuzeyi
ve kuzeydoğusunda Eğrigöz ve Sorgun
yaylaları, Sütçülerin güneydoğusunda
Sanlı Yayla, Kasımlar kasabası
yakınındaki Tota Yaylası önemli yayla
alanlarıdır. Bu yaylalar gerek bitki
örtüsü ve doğal güzellikleri gerekse su
kaynakları ve çeşitli ekonomik
etkinliklerle oldukça ilgi çeken
yörelerdir.
Hidroğrafya Şartları
1. Göller:
Gölcük
Gölü: Isparta’nın 5 km
güneybatısında, İl merkezine 8 km
mesafede bulunan Gölcük, deniz
seviyesinden 1300 m yükseklikte olan bir
krater gölüdür. Gölün etrafı 150-300 m
kadar yükselen ve volkanik küllerle
kaplı tepelerle sınırlıdır. Daire
şeklindeki gölün çapı 1,5 km, derinliği
ise 30 m.yi bulmaktadır. Göl, yağmur ve
alttan kaynayan kaynak suları ile
beslenmektedir. Gölcük ve çevresinde
yapılan çalışmalarda yüzeyleme veren
formasyonlar, tortul, ultramatik ve
volkanik kayaçlar olmak üzere üç gruba
ayrılırlar. Ayrıca gölün suları,
çevresindeki kumlu tepelerden sızarak
Yakaören Köyü üzerinde Milas mesireliği
kaynaklarını ve doğuda Dere mahallesi
üstündeki Andır Deresi kaynaklarını
oluşturmaktadır. Uzun yıllar şehrin içme
suyu bu gölden sağlanmıştır. Şehrin içme
suyunun büyük bölümü Eğirdir Gölünden
sağlanmasına başlanmasıyla Gölcük’ten
içme suyu alımı azaltılmış, su
seviyesinin yükselmesi sağlanmıştır.
Gölcük 1991 yılında tabiat parkı olarak
tescil edilmiştir.
Eğirdir
Gölü: Batı Toroslar’ın orta
kısmında bulunan Eğirdir Gölü,
çevresindeki dağlık sahalar arasında,
kuzey-güney doğrultusunda 50 km.lik bir
mesafe dahilinde uzanmaktadır. Göl 1.5
ila 16 km genişliğinde olup, en dar yeri
Kemer Boğazı diye adlandırılan Kel Tepe
burnu ile Belbel Çiftliği arasında kalan
kısımdır. 916 m rakımlı olan gölün
derinliği 6-13 (16) m arasında
değişmektedir. 468 km2 ’lik (1999
İstatistik Yıllığı, DİE.) alanı ile
Türkiye’nin dördüncü büyük gölüdür.
Eğirdir ve Kovada
Gölleri’nin bulundukları depresyonlar
tektonik menşeli polye özelliği
göstermektedir. Planhol’e göre Eğirdir
ve Kovada çanakları Neojen’den sonra
teşekkül etmiş tektonik menşeli
küvetlerdir ve karstik olaylarla
işlenerek bugünkü şeklini almıştır.
Yağış alanı, 3776
km2 olan gölün, yıl içerisindeki seviye
değişimi yağışa bağlı olarak, yağışın
fazla olduğu ve dağlar üzerindeki
karların eriyerek, göle dökülen
akarsuların debilerinin yükseldiği
ilkbahar ayları göl seviyesinin yüksek
olduğu aylar olup, Mayıs ayında en
yüksek seviyeye ulaşır. Yaz aylarında
artan buharlaşma, azalan yağışa bağlı
olarak göl seviyesinde alçalma başlar.
Gölün yıl içindeki seviye oynamaları
ortalama 55 cm kadardır.
Eğirdir Gölü,
1955-1956 yıllarında DSİ tarafından
gerçekleştirilen proje ile gölün
Boğazova’ya açıldığı yere bir regülatör
yapılarak, buradan bir kanalla gölün
suları Kovada Gölü’ne ulaştırılmıştır.
Yine bu kanalla Kovada I-II elektrik
santrallerinin su ihtiyacı da
karşılanmaktadır.
Eğirdir Gölü’ne
bağlı olarak sulamaya açılan, Eğirdir
Gölü etrafındaki ovaları iki kısımda
toplayabiliriz. Birinci grupta hemen
gölün çevresindeki Senirkent, Kumdanlı,
Gelendost, Boğazova, Barla ve Bedre
ovaları, ikinci grupta ise göle dökülen
Yalvaç Dere çevresinde yer alan Yalvaç
Ovası ile ayrı bir havzada yer alan
Isparta ve Atabey ovaları yer
almaktadır.
1970’li yıllardan
başlamak üzere DSİ tarafından yapılan ve
yapılmakta olan sulama projeleriyle
yukarıda belirtilen ovalardaki kuru
tarım alanlarının sulu tarım alanlarına
dönüştürülmesi sağlanmış ve eskiye
oranla çok daha büyük ekonomik gelir
elde edilmeye başlanmıştır. 50.000
ha.dan daha fazla alanın sulandığı bu
ovalarda başta meyvecilik olmak üzere
önemli gelir getiren tarım ürünleri
yetiştirilmeye ve buna bağlı olarak da
halkın refah seviyesi önemli ölçüde
yükselmeye başlamıştır.
Suları hiçbir zaman
bulanmayan Eğirdir Gölü’nde ayrıca
balıkçılık da yapılmaktadır. Levrek,
çiçek, çapak ve ıstakoz gölde bulunan en
önemli su ürünleridir.
Kovada
Gölü: Boğazova’nın güney ucunda, 10
km uzunluğunda ve 2-3 km genişliğinde
bir göldür. Kovada Gölü karstik
çöküntülerden meydana gelmiş, oldukça
sığ olup, en derin yeri 5-6 m.dir.
Eğirdir Gölü’nden gelen fazla sular bir
kanalla Kovada Gölü’ne akmaktaydı. Fakat
son yıllarda artan su ihtiyacı nedeniyle
Eğirdir Gölü’nden kanalla gelen su,
Kovada Gölü’ne girmeksizin Kovada
Çayı’na verilerek, Kovada I. ve II.
santrallerinde kullanılmaktadır. Bu ise
gerek gölün gerekse göl çevresinde 1970
yılında ilan edilen Milli Park alanının
dengesinin bozulmasına neden olmaktadır.
Eğirdir Gölü’nden gelen kanaldan
çevresindeki sebze ve meyve bahçelerinin
su ihtiyacı giderilmektedir.
Beyşehir
Gölü: Batı Toroslar’ın doğu
kesiminde kuzeybatı-güneydoğu doğrultulu
Anamas dağlarının doğusunda yine aynı
şekilde uzanan Beyşehir Gölü tektonik
kökenli bir çukurluğun sularla dolması
sonucu oluşmuştur. 656 km2 (1999
İstatistik Yıllığı) alanı ile
Türkiye’nin üçüncü büyük gölüdür.
Uzunluğu 45 km, genişliği ise 13-25 km
arasında değişmektedir. Gölün suları bir
gidegen vasıtasıyla kısmen Suğla Gölü’ne
geçer.
Diğer göllerde
olduğu gibi, Beyşehir Gölü’nden de tarım
alanlarının sulanması için
faydalanılmaktadır. Eğirdir, Kovada,
Beyşehir Gölleri aynı zamanda önemli
balıkçılık alanlarıdır. Buralardan
kontrollü bir şekilde avlanma
yapılmaktadır.
Burdur Gölü de
Isparta’ya komşu bir göldür. Sularının
dışarıya akıntısı olmaması nedeniyle
suyu tuzludur. Bu nedenle göl suları
kullanılmamaktadır.
2.
Barajlar: Bir akarsu yatağında
akıntıyı keserek, geride suyu
kabartmaya, toplamaya yarayan dayanıklı
yapılara baraj denir. Isparta ilinde,
dört baraj gölü bulunmaktadır. Bunların
üçü (Uluborlu, Yalvaç ve Sorgun) il
sınırları içerisinde, biri de
Burdur-Isparta il sınırında bulunan
Karacaören baraj gölüdür.
Uluborlu
Barajı: Uluborlu ilçe merkezinin
güneybatısında Pupa Çayı üzerinde
kurulmuş kaya dolgu tipinde yapılmış bir
barajdır. 110 ha alana sahip olan baraj,
1984 yılında hizmete açılmıştır.
Şalgamlık, Karatavuk ve Kuruçay’ın
sularının toplanmasıyla oluşmuştur.
Toplam hacmi 21.300 hm3 olan baraj,
sulama ve taşkın önleme amacıyla inşa
edilmiştir. Direk olarak dip savakları
sulama kanallarına bağlı olan baraj,
Uluborlu ilçesinde oldukça önemli bir
tarım alanını sulamaktadır (1882 ha).
Burada meyvecilik ön plana çıkmakta ve
özellikle kiraz, elma ve vişne bahçeleri
sulanmaktadır. F23 Uluborlu barajı ve
erozyon kontrolü çalışma.jpg
Yalvaç
Barajı: Yalvaç ilçesi Sücüllü
kasabasının kuzeyinde Sücüllü (Kuruçay)
çayı üzerine 1973 yılında kurulan baraj,
esas olarak sulama amacıyla inşa
edilmiştir. 83 ha alana ve 8.90 hm3
hacme sahip olan baraj, daha önceleri
tamamen kuru tarım yapılan sahada,
yaklaşık 2000 ha alanda sulu tarım
yapılmasına imkan sağlamıştır.
Sorgun
Barajı: Aksu-Yılanlı projesi
kapsamında yapılmış olan Sorgun Barajı
Aksu ilçe merkezinin kuzeyinde
bulunmaktadır. 91 ha alana sahip olan
baraj, Sorgun Deresi üzerinde
kurulmuştur. Taşkın önleme ve sulama
amacıyla inşa edilmiştir. Bu proje ile
Aksu-Yılanlı ovasında 3207 ha alan
sulanmaktadır.
Karacaören
Barajı: Aksu ırmağı üzerinde 1989
yılında inşası tamamlanan baraj, sulama,
taşkın önleme ve enerji üretimi amacıyla
kurulmuştur. 1234 hm3 hacmi ve 4550 ha
toplam alana sahiptir. Toplam alanın
2383 ha.ı Isparta il sınırlarında yer
alır. Sütçüler ilçesinin Çandır,
Melikler, Şeyhler gibi köylerinin ve
çevredeki tarım alanlarının su kaynağı
Karacaören baraj gölüdür.
3.
Göletler: Gerek Köy Hizmetleri
gerekse DSİ tarafından genelde küçük
derelerin önü kesilerek inşa edilen
göletler vasıtasıyla çevrelerindeki
tarım alanlarının sulanması
amaçlanmıştır.
. Akarsular: Isparta’daki
akarsular,
Aksu ve
Köprü Irmağı haricinde genelde yaz
aylarında kuru ya da çok az bir şekilde
akış gösterirler. Akarsuların debisi en
çok yağışlar ve eriyen kar suları
nedeniyle kış aylarından başlamak üzere
ilkbahar mevsiminde Mart ve nisan
Aylarında azami seviyelere ulaşır. Bu